Menü Kapat

Son Dokunuş

Son Dokunuş

Şimdi gidiyorum
Yazdıklarım, geçmişin geleceğe tuttuğu bir ışık olarak hayatta kalacaktır.
Şimdi size son limanına sığındığım bu yaşamın son deminden sesleniyorum.
Bu bir sitem değil, yada bir kızgınlık yok içimde, öfke de duymuyorum
Önceleri yıllara sığdıramadığım sayfalarım vardı günahlarıyla
Yada sevaplarıyla yazılan, hüzün ve tebbesümlerdi onlar benim için
Bir yaşamdı belki de kalbimdeki birikimler
Yaşadığım veya yaşayamadığım her şey de onlar vardı, bitmeyen anılar
Gözlerimden düşen ve her göz damlasında hakkı olan cümlelerdi onlar
Ağladığım dı hepsi, gülerken yaşadığım ya da giderken geldiğim di
Ve her döndüğümde gitmek istediğimdi içimdeki haykırışlar
Kimi zaman sevdiğim oldu, kimi zamanda sevildiğim bir yoldum ben
Uzunca şehirlere uzanan taşlı yolların son hanesine yazılan bir denizdim
Limanına sığındım bir korunak ya da içinde damla damla kendimi bulduğum
Ya da kan gibi gözlerimden gelen bir ağlamaktı yıllarca yazdıklarım
Evlatlarım dı üstlerini pırıl pırıl giydirdiğim
Her bayram bir harçlık gibi ceplerine koyduğum, dizelerdi gözlerimdeki mutluluklar
Yazdıkça tadı kalbimde kalan bir yaşamdı benimkisi
Yorgunluğumun son harfi ve
Beni hayata bağlayan bir bağlacın son hecesiydi duygularım
Bir ağacın gövdesinden kopan, bir can parçası gibiydim, uzaktan, acımayan.
İçimden ise can gibi kan ağlayandım, hayatın dallarını yazan.
Bazen de bir ölüm oldum kendi ellerimle kendi sonunu hazırlayan
Öyle doluyum ki aslında şu an bile ellerim titriyor, ıslanmış gözlerim
Ellerime damlayan gecenin yorgunluğu değildi, gözyaşlarımın habercisiydi onlar.
Yorgunum hayat, gidip de dönmeyenlere, gelip de sırtını dönenlere kırgındım.
Her kaçmak istediğimde tutup kolumdan gitme diye söylenen aşka kızgındım.
Ya da her gittiğinde ardından dur diye vurduğum duvarlarda parçalanmıştım.
Karamsar değildim aslında, güler yüzlü ve konuşkandım.
Ama her defasında beni susturan o oldu, yüreğime şimşek gibi çakan acılar.
Ya da gelip de sol yanımdan vurup da kaçanlardı, gökyüzünü bir gece gibi karartan.
Her başımı kaldırdığımda sert bir rüzgarın sesi ve serin bir ay karanlığı
Ve hep bir köşesinden sessizce bir yer seçtiğim kalbimdeki düşünceler
Ve yine umutlarına sarıldığım yastığıma kavuşmadan uyandıran o mavi düşler
Her sabah olduğunda kırık bir aynanın dirhem dirhem haykırışlarını izliyorum
Paramparça olan suretimde buluyorum kendimi, onu yazıyorum
Dünü, bugünü, yarını, ya da gelmişi geçmişi, her ne kalmışsa aklımda, yüreğimde,
Üşenmeden, bıkmadan, kızmadan, yazıyordum sessizce ağlayarak
Kimse duymaz, kimse bilmezdi beni, kimse yaş görmezdi gözlerimde
Kimse de içimden geçen yaşlarımla karşılaşmadı hiç
Oysa ben ne yalancıymışım, sarılıp kucaklamışım insanları
Bir dokunuşta bir buseye dönerdi gözyaşlarım
İşte bu benim hayata verdiğim son öpücüktü aslında
Ama ben bir an değil, yürüdüğüm yollarda bile ağlamıştım
Aslında ağlamak zor değil de, dokunsan damlıyor zaten gözlerimden
An ve an yaşıyorsun ya hani, ağlarken kalbini, işte ona dayanamıyordum
Ne gidişine ne gelişine, ne de dur dediğin o günlere
Ne de yanıp yaktığım yılların hasretiyle, ne de özlemiyle yanıyordum
Aslında ben çoktan bitmişim de sanırım biraz fazla direnmişim
Gitmişim her şeyden, ruhen, bedenen ve kalben, içimden geçirmişim
Ve ben ilk kez geldiğim bu hayata son kez dokunup gidiyorum

Mert Zafer Cansever
(Hayat bu ya günü geldiğinde belki bunları söylemeye fırsatım olmaz. Bir Dokunuş Olsun işte…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir