Menü Kapat

Yolun Düşerse

Yolun Düşerse

Kalbimde olup da yanımda olmayanlara
Feryadı isyanımdır

Kıl payı geçen zamanlardı
Saatlerin haince kurulduğu yanlarımın
Sessizce vurulduğu bir gündü sadece

Yalnızlığın adım adım nefesini hissettirdiği
Ve her gece duman duman içimden gidişine tanık olduğum
Saklı duygularımın ay’a taşınan karanlığının
Tek nedeniydi belkide sessizce gidişin

Kader bu, bana da güler elbet derken
Kahkahalarına boğmuştu beni dalga geçercesine
Gülümsemekten bile nefret edercesine
Kapatmıştım kapılarımı tüm nefretimle suretime

Her neyse artık
Bir pencere kenarına mahkum olmak varmış kaderde
Kuşlar arkadaşlarım, yağmur ise gözyaşlarımdı
Sevip sevip döndüremediklerimi izlediğim
Ve söndüremediklerimi gizlediğim bir aralıktı
Aylardan, ocak, şubat, mart derken
Öldürücü sıcaklığında, kalbimi zorlayan yazların
Gökyüzünden indiğine şahit olurdum
Ölüm dahil her şey benimleydi
Bir sen yoktun

Ağlasam isyanıma çare olacak mıydı yalnızlığıma
Küçük bir serçenin bir damlası mıydı gözyaşlarım
Oysa ben binlerce damlasına dayanmak zorunda kaldım
Zaman işte alıştırıyor bazen insanı
Ya da umut ettiriyor imkansızı
Dahası da ölümsüzleştiriyordu sevdasını

O oraya nasıl girmişti nasıl yerleşmişti
Ne tuta biliyordum ne de görebiliyordum
Orada olduğuna dair şahitlik bile gösteremezken ben
Öylesi keskin bir tavırla sol yanımı hissediyordum
Evet oradaydın, ama nerede, nasıl?
Sen gitmemiş miydin?

Geride kalmanın çok zor olduğunu anladım
Beklemenin, ölüme, al beni dercesine
Haykırışlarını görüyordum beyaz duvarlarımda
Çığlıklarını duyuyordum içimdeki sesimin
Geç de olsa gel dedikçe, dönmeyeceğini bilmek
Ve kalan bir parça umutla ölemediğimi hissetmek
Yaşamanın en ağır bedeliydi bana bu dünyada
Seni sevmek de bunlardan bir tanesiydi işte

Olsun ben yine de penceremi açıp seni bekliyorum
Aralığından bakınıyorum gölgene benzeyenlere
Pencereme doğru uçuşan yaprakları toplayıp
Hepsine bir isim veriyordum, kimine gel, kimine de,
Hadi buradayım, mesajları bırakıyordum
Gören duyan olur diye de, geri kalanına da
Cancağzımı yazdım, belki bir yaprakla gelir diye

Olur ya hani bir gün yolun düşerse buralara
Ben de ömrümü doldurup göç etmişsem bu diyardan
Yine de hep aklında kalsın
Seni seven bir kalp var bu gömülü toprakta
Belki bir yaprakla gelmedin ama,
En azından bir fidan dikmeyi unutma
Sen gel de, nasıl gelirsen gel işte
Ne zaman gelirsen gel, yeter ki gel bir uğra
Ben olmasam bile, havasını solu yaşadığım şehrin
Ellerini tut oynayan çocukların
Kuşları dinle sessizce, toprağımı kokla
Aç penceremi hayal et geçen günlerimi
Cennet veya cehennem yoldun da olsam da
Yukarıdan bir yerden de olsa
İzleyeceğim seni mutlaka

Umut işte böyle bir şey
Belki biraz isyan, belki sitem, belki feryat
Ne bileyim belkide bir haykırış
Sen ne isim verirsen ver artık fark etmez
Çünkü benim adım hep sendin bugüne kadar
Sen giderken de, ben ölürken de
Yaşarken de, ölürken de, öldükten sona bile
Sevdiğimle beklemekti gururum

Eğer şimdi okuyorsan bu satırlarımı
Şükürler olsun ki gelmişsidir demek
Şükürler olsun ki kavuşmuşumdur sana
Sayfalarımın biraz kirli olduğuna bakma ne olur
Biraz göz yaşı damlattım senin için
Üzüldüğüm için değil, bugünü umut ettiğim içindi
Seni hiç bir zaman kaybetmedigim için
Geldiğin günü sevinç gözyaşları ile süsledim
Umut işte, giderken bile kaybetmemişim

Yeter ki unutma şu gözleri
Kalbimde olup da yanımda olmayanlara
Hediyemdir hepsi.

Mert Zafer Cansever

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir