Menü Kapat

Yorulmamış Ayrılıklar

Yorulmamış Ayrılıklar

Bilinmedik korkular, yorulmamış ayrılıklar var
Bir yanda sorgular ve bir yanda soluksuz duygular
Çöl aynasında adın, kurak günler, serin geceler
Sensizce yaşamak mı zordu, yaşlanmak mı?
Oysa ömrüm kar aylarında yalnız başına
Toprak altında umudu arıyorum, kum kokuyor
Buram buram çamur atıyorlar gözlerime
Bir içim günlerin keskin direnişlerindeyim
Susamışlığındayım dağların ardında
Yok oluş muydun sen, bir yokuş muydu
Bilmiyordun bitiyordum, gidiyordum
Görmüyorsun ölüyorum.

Sessizce

’Gitmezden evvel hal hatır sorardım kuşlara
Kaybolurdu penceremden tüy tüy gerçekler’
/ Ve gitmeler santim santimdi önceleri..

’Geceler uzundu ve kederli, yüzümde hep hüzün,
Ve zaman kapımda, ne hızlı koşuyorsun öyle
Akrep ve yelkovanla’
/ Ve şimdi yollar kilometrelerce..

’Sıra dışı yalanlara aşk dedik biz
Gerçek gibi görülen hayaller kurduk
Sonrası hep yorulan biz olduk’


Yağmur içmişti andını, gök karanlıktı
Gece suskun ve gün, yarım bir sabahlık giyerdi
Üzerimde güneş renginde ince bir hırka
Gök kırmızı, belkide kızıldan da öte
Tutsan tutuşacak bana baktığın her yerim
Baksan yanacak her gece gördüğüm düşlerim
Ki gözlerim alaca karanlıkta simsiyah isli
Ve ben sustum, dağları sarsacak kadar sustum
Silindi denizler gerildi tenimin sen kokan yanı
Şimdi her şey akılsız ve her şey cani bir yabancı
ve yaslandığım her yerde bir yabani
Ah işte o beklenen en güzel söz
Bir bakışla söylenen değil miydi?

Ah o gözler suları zehreder miydi

*
Ne sen aşık ne ben sevdalı
Bir sabah gelir de kondurursun diye
Tatlı bir öpücükle uykuluydum sadece.

*
Geriye bir tek hayaller, anılar kaldı.
Ve yarınlar bitti silindi şimdi
Dünleri özledim ben.

Mert Zafer Cansever

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir