Menü Kapat

Bir İstanbul Hikayesi

Bir İstanbul Hikayesi

Beni çöllerle bırakan Leyla, şimdi nerede
Her seni andığımda, ıslah ediliyor gözlerim
Biliyorum ki bir faniyim, gideceğim bir gün
Gitmeden diyorum, gelip uzatsan ellerini
Ne zaman uyutsam şu, gam yüklü gözlerimi
Susuyor turnalar, firarla tanışıyor gök
Gitsem diyorum bazen, yoklasam kalbimi
Silinmiyor içimden kal yazılı mahzenler
Sokulmuyor vedalar, hoşça kallar, olmuyor
Bu sevda dağlardan da büyük, yıkılmıyor.

Velhasıl konu İstanbul
Tıpkı sen gibi, ben gibi, yaralı
Seni gören gözlerimi bul bana, buluştur
Bir telaş sokaklar, bir karmaşa
Yar gibi, an gibi, zamansız her şey
Aşk olsun ki kalbimi, can gibi bulana
Her gün sahillerine, konan konana
Martılar bile bir başka uçuyor bugün
Özleye özleye yorulmuyor arsız
Bıraktım kendimi suya olmuyor, olmuyor
Bu sevdaya dağların ardından bakılmıyor.

İçimi göklerle süsleyen güneş, nerede
Nerede ışıl ışıl parlayan deniz, mavi
Susturuyor beni, lal yazılı yollar
Mesele İstanbul, gergin, sinirli, asi
Biz gibi, uzaktan uzağa bakar gibi
Çekilen her resminde, hasret kokuyor
Tıpkı ateş gibi, dokunulmuyor.

Mevzu bir İstanbul hikayesi
Semt semt dolandığım saklı bir cennet
Nasıl anlatsam ki, var mıydı sen gibisi
Benzemezdi boş caddeye ayak izlerin
Sana bana ve gerçeğe yakın dı hepsi
Yanımda olman kadar yoktu hiç birisi
Olmuyor, olmuyor, dolmuyor
Bu İstanbul sensiz koklanmıyor.

Mert Zafer Cansever

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir