Menü Kapat

Son Sadme

Son Sadme

Dökülünce hüzünler ayrılığın sol kanadından
Akşam olur düşer geceye yapraklar
Örtülünce karanlığa sarılır kalbine ellerim
Yağar usulca aşkına dolanan ıslak gözlerim
Süzülünce gönlüm ağlar, sızlar kendi içine
Kırılıp gider umutların karanlık sözlerine
Ümitsizce beklenen sabahlar geldiğinde
Dökülüp giden hayallerin iziyle
Bir toprak gibi acı, tadı kalır yüreğimde

Sözüm ona geceyi sana saklamıştım ben
Giden her şeyimle, siyahından almıştım nasibimi
Elimde olmayan nedenlerin kalbimden gidişini
Ve içimden giden mutluluğun son demini
Bu gece karanlığa hapsettim ben

Buzdan bir güneşin üzerime doğması gibi
Her sabah soğuk bir nefesle uyanıyorum şimdi
Yokluğunu aratan saatlerin kıvılcımıyla
Zamanın en ücra köşesinden sesleniyorum
Geceyle sözlenip geceyi özlüyorum
Bir gece vaktiyle ellerini tutuyorum

Ah o her bir şeyim sensin diyenler
Her bir şeyimi alıp götüren onlar değil miydiler
Ah o can dediğim canımdan alıp gidenler
Dökülünce hüzünler örtülünce karanlığa
Süzülünce gönlüm, neredeydiler

Hayat buysa eğer alacağım çoktu gidenlerden
Verip de alamadıklarımın rengiydi geceler
Ah o fıstıki düşlerimi alıp gidenler
Aşiyan bildiğim şu çerh-i sitemli kalbimden
Tüm amellerimle beraber uçtupta gittiler
Sert bir imbat öfkesiyle şimdi ben
Tüm imkansızlığında ki vuslat düşlerimin
Kara kışlarına karavaş oldum ben

Yoktun, yükselen kamerin gölgesine sığındım
Gitmiştin, usulca karanlığına dokunmuştum
Son sadmenin ilk dokunuşuyla sessizce
Her gece vakti içimden vuruluyordum
Çünkü sen, öyle apansız gitmiştin ki
Öyle bir zamanda çekip aldın ki
Hele bu ayrılık, öyle tanımsızdı ki
Ne gecemden gündüze
Ne de güneşten gönlüme bir mektup var şimdi
Şu zamanın taş duvarlarının arasından
Dökülüyor, örtülüyor, süzülüyor her şey
Şimdi gel anla halimden, solan güllerimden
Dikenleriyle gelen yaşlı gözlerimden
Bitiyor, gidiyor, düşüyor ömrümden

Mert Zafer Cansever

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir